images/banner.gif
Hoş Geldiniz! Bugün : 1 Ağustos 2014 Cuma








 

Ülkemizde Bebek Ruh Sağlığının Tarihçesi

Bebek, çocuk ve ailenin psikososyal sorunları günümüzde önemli bir halk sağlığı ve ruh sağlığı sorunudur. Bebeklik ve erken çocukluk döneminde yaşanan pek çok deneyimin ileri yaşlardaki ruhsal, bedensel, sosyal ve bilişsel gelişimi etkilediği bilinmektedir. Bu nedenle, bebeklik ve erken çocukluk döneminde ruh sağlığının ve gelişimin korunması yaşam boyu ruhsal bozuklukların önlenmesinde anahtar olarak kabul edilmektedir.

Bebeklik ve erken çocukluk döneminde gelişim ve ruh sağlığı, üniversite yılları boyunca eğitimimiz içinde ağırlıklı olarak yer alan konular olmuştur. Meslek yaşantımız süresince de gelişim ve gelişim psikopatolojisi sıklıkla kuramsal ve klinik uygulamalar içersinde ele alınmıştır.Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD nın 1974 yılında kurucusu olan Prof Dr. Mualla Öztürk, bebeklik ve erken çocukluk dönemine her zaman çok önem vermiştir. Bu alanda ilk kez 1969 yılında “Parmak Emmenin Etyolojisi Üzerine Bir Araştırma” konulu çalışma yapmış ve araştırma Nöro-Psikiyatri Arşivi Dergisi’nde yayınlanmıştır. Daha sonra araştırma genişletilerek “Thumsucking and Falling Asleep” başlığıyla British Journal of Medical Psychology” Dergisi’nde yayınlanmıştır (Öztürk ve Öztürk, 1977). M. Öztürk, “Erken Bebeklik Otizminin Anne Yoluyla Tedavisi (1976)” gibi konulara 1960’lı yılların sonunda yer vermiştir. Anne- bebek etkileşiminde dokunma ve dokunmanın sihirli iyileştirici gücüne çok önem vermiş ve annelerin bebeklerine dokunmasını, öpüp koklamasını, kucağa alınmasını desteklemiştir. Ankara da, Prof Dr. Atalay Yörükoğlu, Prof. Dr. Kemal Aydınalp, Prof. Dr. Işık Savaşır, Prof. Dr. Rüveyde Bayraktar, Güney Le Compte, İstanbul, İzmir, Bursa ve diğer illerden pek çok hocamız bebeklik ve erken çocukluk döneminde gelişim ve ruh sağlığına önem vermişlerdir. Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları ülkemizde 1950’lerin sonu 1960’ların başlarında yeşermeye başlayan genç bir uzmanlık alanıdır. Bebek Ruh Sağlığı da doğal olarak ülkemizde bebeklik dönemini yaşamaktadır.

1990-2000 Yılları Arasında Bebeklik ve Erken Çocukluk Döneminde Ruh Sağlığı ve Gelişim ile İlgili Araştırma ve Projeler:

I. Bebeklik ve Erken Çocukluk Döneminde Ruh Sağlığı ve Gelişimin Genel Sağlık Hizmetlerine Entegre Edilmesi için Atılan Adımlar;

1991 yılında, Dünya Sağlık Örgütü’ nden (DSÖ) Dr. Sampoi Faria tarafından Doç. Dr. Neşe Erol’a “Gebe Ruh Sağlığı ile Bebek ve Erken Çocukluk Döneminde Çocuk ve Ailelerin Psikososyal Gelişimine” yönelik olarak Ankara’da bir proje başlatılması önerisi yapılmıştır. Proje’nin amacı, o güne kadar TC Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri’nde geçerli olan ve insan olgusunu salt bedensel gelişim zihniyeti ile ele alan geleneksel yaklaşımı aşarak gebelik döneminden başlayarak ruh sağlığına ağırlık vermekti. Diğer bir amaç ise; bebeklik ve erken çocukluk döneminde çocuğu, sağlığın zihinsel, motor, sosyal ve ruhsal gelişim evreleri içinde ele almaktı. Projenin genel amacı, Gebe Ruh Sağlığı ile Bebek ve Erken Çocukluk Döneminde Çocuk ve Ailelerin Psikososyal Gelişimini yaşanılan toplum ve var olan kuruluşların işbirliği ile bütünleyici bir sistem içinde ele alarak ülkemizde yaygınlaştırmaktı. Çalışma, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi olan Neşe Erol’un proje başkanlığında ve Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Uzm. Dr. Muzaffer Keçeci, Psikiyatr Dr. Nevzat Satmış ve Sosyal Hizmet Uzmanı Zeynep Türütgen Şimşek ile işbirliği içinde yürütülmüştür. Projenin pilot çalışması için bir yıl hazırlık yapılmış, 1992 yılında proje Ankara’da başlamış ve 1994 yılında tamamlanmıştır (Erol, 1996b; Erol, Uslu 1996; Erol, 1996c; Erol, 1996d).

Projenin hazırlık aşamasında yapılan görüşmelerde gebe ruh sağlığının ülkemiz için lüks olduğu, kadınlarımızın sokaklarda doğum yaptığı, anne ölüm hızının yüksek olduğu dolayısıyla ruh sağlığının öncelikli olmadığı belirtilmiştir. Ruh sağlığının bedensel sağlıktan ayrılamayacağı, ruhsal ve bedensel açıdan sağlıklı olmanın birbiriyle sıkı sıkıya bağlı olduğu ve ruh sağlığının, beden sağlığını etkileyen kavramlar olduğunu çalışanlara kabul ettirmek çok zor olmuştur. Projede yer almayı kabul eden Kadın Doğum hastaneleri bir ya da iki personeli konuyla ilgili olarak eğitime yollamış, eğitime katılanlar ise konuyu ek bir yük gibi algılamışlardır. Konunun önemine inanan bir avuç personel ile proje sürmüştür. Uygulama sonunda başhekimler ve çalışmaya katılan ebe ve hemşireler ile aileler projenin yararlı olduğu ve yaygınlaştırılmasının önemini vurgulamışlardır. Standart ölçeklerden elde edilen sonuçlar da projenin önemini ve katkısını ortaya koymuştur. Çalışma; ülkemiz dışında aynı zamanda İngiltere, Yugoslavya, Portekiz, Yunanistan, Slovenya ve Güney Kıbrıs’da Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) desteği ile yürütülmüş ve o ülkelerde de konunun önemi ortaya konmuştur. Proje’nin pilot çalışmasından sonra Dünya Sağlık Örgütü’nün yeterli maddi desteği sağlayamaması üzerine bu ülkeler Avrupa Komisyonu tarafından desteklenmiştir. Türkiye, Avrupa Birliği’ne üye olmadığı için maddi açıdan destek verilememiş ve ülkemiz bu gruptan ayrılmak zorunda kalmıştır. Buna karşılık, DSÖ ülkemize maddi desteği sürdürmüş ve Sağlık Bakanlığı Sağlık Projesi Genel Koordinatörlüğü’ nün eğitim toplantılarına sağladığı maddi katkılar ile pilot çalışmadan elde edilen bilgiler ve deneyimler doğrultusunda, proje 1995 yılında 9 ilde yaygınlaştırılmıştır (Tsiantis, Skoulika, Papadopoulou, Cox , Smith, Caldeira P, Beriao, Kyriakides, Ispanovic, Radojkovic, Hribar, Plankar, Erol, Türütgen-Şimşek ve Faria, 1996).

Yaşanan Güçlükler

Proje kapsamında gerek eğitim sürecinde gerekse uygulamanın farklı aşamalarında büyük güçlükler yaşanmış ve direnç ile karşılaşılmıştır. Sağlık çalışanları tarafından “Bakanlıklar proje mezarlığıdır, projeler başlar ve yarıda kalır, ailelerle başbaşa bırakılırız, sıkıntıyı sadece biz yaşarız, projeler bazı kişilere kişisel kazançtan başka bir şey sağlamaz” gibi inanç ve deneyimleri silebilmek, direnci kırabilmek çok zor olmuştur. Ayrıca sağlık çalışanlarının iş yükü, kuruluşların alt yapı ve personel yetersizlikleri, birinci basamak sağlık kuruluşlarında son derece az sayıda psikolog, sosyal çalışmacı gibi ruh sağlığı çalışanlarının görevlendirilişi projenin işleyişinde sorunlar çıkarmıştır. Bu tür sorunların aşılması Bakanlık düzeyinde girişimleri gerektirmekle birlikte olumlu yönde ve somut adımlar atılmamıştır. Bütün bu sorunlar aşılamadığından eğitim toplantılarının büyük bir bölümü direnci olumlu yöne çevirmeye çalışmakla geçmiştir. Öte yandan personelin sık yer değiştirmesi de eğitimi aksatan yönler olmuştur. Tüm bu sorunlar ortadan kaldırılmaya çalışılarak yol katedilmeye devam etmiştir. Verilen eğitimin sağlık çalışanlarının alan çalışmalarındaki tutum, yaklaşım ve inançlarını etkilemesi beklenmiştir. Bu gibi duyarlılıklar kazandırılmaya çalışılırken, öncelikle sağlık çalışanlarının kendi becerilerini, değerlerini, duygu, düşünce ve inançlarını anlaması ve farketmesine özen gösterilmiştir. Grup ile proje danışmanı arasında empati ve model olmaya dayalı bir ilişki sürdürülmüştür. Sağlık çalışanlarının güçlü yanları ön plana çıkarılıp (bölgelerini en iyi tanıyan, ev ziyaretlerinde deneyimli kişiler olmaları gibi) işbirliği ve etkileşime dayalı bir eğitim ortamı yaratılmaya çalışılmış ve eğiticileri otorite figürü olarak değil, kendilerine destek veren kişiler olarak algılamaları sağlanmıştır. Yeni bilgi ve becerilerin kazanılması, ortak amaç, ilgi ve paylaşımın sağlanması, gözlem becerilerinin artması, birlikte sorun çözme alışkanlıklarının geliştirilmesi ve öneri vermek gibi alışılmış davranış kalıplarının değişmesi çok zaman almıştır. Nasıl gebelik dokuz aylık bir sürede tamamlanıyor ve fetüsün gelişimi zaman alıyorsa, yeni bilgilerin kazanılması ve özümlenmesi de zaman almıştır.

Eğitim alan bir ebemiz deneyimini şöyle özetlemiştir: “Çocukların fizik gelişimi ile ilgili çalışırken sorunlarım işimi engellemiyordu, eğitime bu kadar ihtiyaç yoktu ama ruh sağlığı konusunda çalışırken eğitimin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Öncelikle kendi sorunlarımı halletmeyi öğrendim, çocuklarıma davranışlarım çok değişti. Okullarda bu konularda eğitim yok. Toplumun tümüne bu hizmet gidecekse eğitimin içine sokulmalı”.

Proje, 1998 yılında dönemin Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Suat Çağlayan tarafından “Çölde Gül Yetiştirmeye Benziyor” denilerek sonlandırılmıştır. Ancak çalışmanın önemi 1999 Marmara Depremi sırasında ortaya çıkmış ve ekip üyeleri konuyla ilgili çok çalışmış ve ruh sağlığının önemi çarpıcı biçimde gözler önüne serilmiştir. Bundan sonra Sağlık Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Genelge’nin gözden geçirilmesi çalışmaları sırasında Ruh Sağlığı Hizmetleri sağlık ocaklarının görevi olarak belirlenmiş ve psikososyal gelişimin izlenmesi bebek, çocuk ve gebe izlemlerine entegre edilmiştir (Erol, Şimşek, Ertem, 1997; Erol, 1998; Erol,1999).

Deprem sonrası TC.Sağlık Bakanlığı Türkiye Cumhuriyeti Ruh Sağlığı Politikası geliştirmiş ve politikalar içinde Gebe ve Bebek Ruh Sağlığı ve Psikososyal Gelişimin Birinci basamak sağlık kuruluşlarında yürütülen hizmetlerle bütünleştirebilmesi gereğini vurgulamıştır. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, “Güçlü bir Ruh Sağlığı Politikası etkili sağlık hizmetlerinin ayrılmaz bir parçasıdır” diyerek konunun önemini ortaya koymuştur (Munir ve ark., 2006; Türkiye Cumhuriyeti Ruh Sağlığı Politikası, Ankara).

Program halen TC Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından bazı değişikliklerle uygulanmakta ve 81 ile yaygınlaştırılması düşünülmektedir.

II.Ankara Gelişim Tarama Envanteri Geliştirme Projesi (1990-1994):

1990 yılında Işık Savaşır, Neşe Erol ve Nilhan Sezgin, “0-6 Yaş Çocukları için Gelişim Tarama Envanteri Geliştirme Projesi”bağlamında, “Middle East Research Awards Program in Population and Development” desteğiyle halen ülkemizde yaygın olarak kullanılan Ankara Gelişim Tarama Envanteri’ni ülkemize kazandırmışlardır. Bu envanter, bebek ve erken gelişim dönemindeki çocukların gelişimi ile ilgili derinlemesine ve sistemli bilgi sağlayan bir değerlendirme aracıdır. AGTE; kültürümüze özgü, kısa sürede çok kişiye uygulanabilen, sağlık taramalarında çocuğun gelişimini yansıtabilecek şekilde düzenlenmiştir. Envanter, gelişimsel gecikme ve düzensizlik gösterme açısından risk altında olduğu düşünülen bebek ve çocukların erken dönemde tanınması ve gerekli önlemlerin alınabilmesine olanak sağlar (Savaşır, Sezgin ve Erol, 1992; Sezgin, Erol ve Savaşır, 1993; Erol, Sezgin ve Savaşır, 1993; Savaşır, Sezgin ve Erol, 1994a; Savaşır, Sezgin ve Erol, 1994b).

1992 yılında AGTE’nin geçerlik çalışmaları yapılırken, zihinsel engelli 0-6 yaş okul öncesi çocuklara ulaşmakta güçlük yaşanmıştır. 1992 yılında Ankara’da sadece 2 özel eğitim okulu bulunmakta ve bu merkezlerde 0-6 yaş grubu 9 çocuk eğitim almaktaydı. Çocukların çoğu 3-6 yaş grubundaydı ve bu 2 merkezde ağırlıklı olarak okul çağı çocuklarına eğitim verilmekteydi. Günümüzde, Ankara’da 15 özel eğitim okulu ve 166 özel rehabilitasyon merkezi bulunmaktadır. Dileğimiz çocukların hakkı olan özel eğitimden yararlanabilmeleridir.

Denver II Gelişim Tarama Envanteri (Yalaz ve Epir, 1982; Anlar ve Yalaz, 1996) ölçüt olarak kullanıldığında AGTE ile arasındaki ilişki yüksek bulunmuştur. Bu sonuç iki testin birbiriyle yüksek düzeyde uyumlu olduklarını ortaya koymuştur (Erol, Sezgin ve Savaşır, 1993). AGTE’nin ölçüte bağlı geçerliğine ilişkin olarak yapılan ikinci çalışmada ise Bayley Bebekler için Gelişim Ölçeği’nin (Özelli, 1978) Zihinsel ve Motor ölçekleri ile AGTE arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmada AGTE toplam puanı ile saptanan genel gelişim düzeyi ile Bayley zihinsel ölçeği arasındaki korelasyonlar anlamlı ve yüksek olarak saptanmıştır. Vineland Uyum Davranış Ölçeği (Sparrow ve ark., 1984) ile AGTE arasındaki ilişkiler de yüksek bulunmuştur (Alpas ve Akçakın, 2003; Savaşır, Sezgin ve Erol, 2005)

III. Türkiye Ruh Sağlığı Profili Araştırması (1995-1998)

Ülkemizde bebek, çocuk ve gençlerin davranış ve duygusal sorunları ile yeterlik alanlarının dağılımını, geniş bir yaş dilimi ve genel popülasyonu temsil eden bir örneklem içinde, anne- babalardan, öğretmenlerden, çocuk ve gencin kendisinden diğer bir deyişle çoklu bilgi kaynaklarından elde edilen bilgiler doğrultusunda araştıran bir çalışma bulunmamaktaydı. O zamana kadar yapılan çalışmalar, çoğunlukla temsili olmayan örneklemlerle ve tek bir bilgi kaynağına dayanarak yapılmıştı. Bu nedenle, elde edilen sonuçlar, çocuklar hakkında değerlendirmeler, genellemeler yapmada ve karar vermede sınırlı olmuştur.

Bu araştırmanın amaçları; 1)Türkiye’de 2-3 ve 4-18 yaş grubu çocuk ve gençlerin yeterlik alanları ile davranış ve duygusal sorunların dağılımını, anneler, öğretmenler ve gençler gibi çoklu bilgi kaynaklarından elde edilen bilgiler doğrultusunda yaş, cinsiyet, yerleşim yeri tipi ve bölgelere göre belirlemek, 2) Anneler, öğretmenler ve gençlerden elde edilen bilgiler doğrultusunda 2-18 yaş grubu çocuk ve gençlerde sorun davranışların görülme sıklığını, cinsiyet, yerleşim yeri ve bölgelere göre saptamak, 3) İzleme çalışmaları yapabilmek üzere temel oluşturmak ve 4) Çocuk ve gençlere yönelik Ulusal Ruh Sağlığı politika ve programlarının oluşturulmasına katkıda bulunmaktır.

Araştırmada tabakalı, çok aşamalı, kümeli, olasılık örneklemesi kullanılmıştır. Son aşamada seçilen birim olan kümenin her tabakada seçilme olasılığı eşit olduğu için araştırma kendinden ağırlıklıdır. Tabakalar Türkiye’nin 5 demografik bölgesi ve 3 yerleşim yeri tipinin (il, ilçe, köy) çaprazlanmasıyla oluşturulmuştur. Araştırmanın bulguları 15 tabaka ve 4 büyük kentimiz ile bunların herhangi bir şekilde birleştirilmesiyle elde edilen toplum kesimlerine genellenebilir. Yerleşim yerinin seçildiği aşamalarda çerçeve olarak T.C. Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü’nün 1990 Sayımı İdari Bölünüş Yayını gerekli güncelleştirme yapılarak kullanılmıştır. Son aşamada küme seçimi için T.C. Sağlık Bakanlığı’nca tutulan ve her sene güncelleştirilen Evhalkı Tespit Fişleri Kullanılmıştır. Örnek seçiminin her aşamasında sistematik rasgele seçim yapılmıştır. Araştırmada saha çalışması için il denetçileri, örnekleme çıkan illerde görev yapan Ruh sağlığı Şube Müdürleri ya da Ruh Sağlığı Şubesinden sorumlu Sağlık Müdür yardımcısından, görüşmeciler ise sağlık ocaklarında görev yapan doktor, ebe, hemşire ve devlet hastanelerinde çalışan psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarından oluşmuştur. İl denetçisi ve görüşmecilerin eğitimi iki aşamada iki ayrı grup halinde yapılmıştır. Alan çalışması da iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamada Aralık 1995 - Ocak 1996 tarihleri arasında İç Anadolu ve Güney Anadolu bölgeleri, ikinci aşamada ise Nisan-Mayıs 1996 tarihleri arasında Batı, Kuzey ve Doğu Anadolu bölgelerinden örnekleme çıkan illerde alan çalışması yapılmıştır.

Toplam olarak 3889 hanede 16550 kişi hakkında veri toplanmıştır. Ulaşılan hanelerdeki 2 yaşın üstünde herkese yaşlarına uygun ölçekler uygulanmış, dışlama ölçütü kullanılmamıştır. Örneğe giren hanede Hanehalkı Anketi, 2-3 Yaş Çocukları İçin Davranış Değerlendirme Ölçeği, 4-18 Yaş Çocuk ve Gençleri İçin Davranış Değerlendirme Ölçeği, 5-18 Yaş Öğretmen Değerlendirme Ölçeği ve 11-18 Yaş Grubu Gençler İçin Kendini Değerlendirme Ölçeği; erişkin nüfus için ise Uluslararası Bileşik Tanı Görüşmesi (CIDI), Genel Sağlık Anketi, Kısa Yetiyitimi Anketi ve Sağlık Hizmeti Kullanımı Anketi kullanılmıştır.

Annelerden elde edilen bilgilere göre 2-3 yaş grubu çocuklarda sorun davranışların görülme sıklığı %10.9, 4-18 yaş grubunda %11.3 olarak bulunmuştur. Öğretmenlerden elde edilen bilgilere göre 5-18 yaş grubunda sorun davranış oranı %11.6, gençlerin kendilerinden elde edilen sonuçlara göre ise %11.9’dur. Her üç bilgi kaynağından elde edilen bilgiler doğrultusunda toplumumuzda İçe Yönelim sorunlarının Dışa Yönelim sorunlarından daha fazla olduğu görülmektedir. Şehirlerde ruhsal hastalık görülme oranı, kasaba ve köylerden yüksektir. Coğrafi bölgelere göre ruhsal hastalık dağılımı farklılık göstermektedir. Genel olarak çocuk ve gençlerde sorun davranışların yaklaşık %11 olarak bildirilmesine karşın, 2-3 yaş grubu çocuğu olan ailelerde ruh sağlığı hizmetine başvuru hiç yoktur; 4-18 yaş grubunda bu oran % 0.2 olarak bulunmuştur. 11-18 yaş grubundaki gençlerin %5’i davranış ya da duygusal sorunlarından dolayı yardıma ihtiyaç duyduklarını belirtmelerine karşın, başvuru oranı % 0.3 olarak bulunmuştur (Erol ve Şimşek, 1998; Erol, Şimşek, Öner ve Münir, 2005).

Kadına verilen değer, annenin toplum içindeki yeri ve statüsü, çocuk ruh sağlığında çok hassas bir ölçüttür. Güçlüklerin çok erken dönemde başladığının belirtilmesi, annelerin annelik rolünü daha sağlıklı yapabilmesi için eğitim, deneyim ve yeterli desteğe ne denli gereksinimleri olduğunu yansıtmaktadır. Sorunların, anne-baba-çocuk ilişkisini bozmadan ve davranış/duygusal sorunlar artmadan önce ele alınması koruyucu ruh sağlığı açısından önem taşımaktadır. Anne-babaya çocuğun yaşına özgü olabilecek genel gelişim ve gelişimsel güçlüklerle ilgili bilgi verilmesi, başa çıkma yöntemlerinin öğretilmesi, kaygı ve korkularının giderilmesi, ilişkilerdeki güçlükleri büyük oranda azaltabilmektedir. Yalnızca anne babaya çocuk ile ilgili bilgi vermek ile yetinilmeyip, anne babanın kendileriyle, anne baba olmalarıyla ve genel beklentileriyle ilgili duygu ve düşüncelerini dinlemek ve onların güçlü yanlarını vurgulayıp farkettirerek destek sağlamak da önem kazanmaktadır (Stern 1995; Erol, 1996a; Zeanah ve ark., 1997; Kağıtçıbaşı, 1996)

Koruyucu ruh sağlığı politikaları açısından önemli olan bir konu da, risk altındaki bebek, çocuk ve gençlerin, aileler, öğretmenler ve toplumun diğer kesimleri tarafından erken dönemde tanınmasını sağlayıcı programların yapılmasıdır. Sorunu topluma farkettirmek yeterli değildir. Hissedilen ihtiyacın karşılanabilmesi için, hizmetin nasıl götürüleceği, var olan servislerin işlevselliği ve yeterliliği konularına yönelik çalışmalara gereksinim vardır. Ruh sağlığı hizmetlerinin yaygınlaştırılabilmesi ve I. ve II. basamak çalışanlarının ruh sağlığı hizmetlerine kaynaştırılması Dünya Sağlık Örgütü’nün temel politikalarındandır. Bu politikaların gerçekleştirilmesi ile yardıma gereksinimi olan pek çok bebek, çocuk ve gencin hakkı olan yardımı alabileceğini umud ediyoruz.

IV. “Bebeklik ve Erken Çocukluk Döneminde Ruh Sağlığı Birimi’nin” Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalında Kuruluşu:

Birim, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı’nda, Klinik Psikolog Prof. Dr. Neşe Erol ile Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Runa Uslu tarafından 1995 yılında oluşturulan “Bebek Ruh Sağlığı Polikliniği” ile ilk çalışmalarına başlamıştır. Çocuk Hekimi Dr. İlgi Ertem çalışmalara katkı sağlamıştır. Birim; çocuk ruh sağlığı uzmanı, psikolog, çocuk gelişim uzmanı, sosyal hizmet uzmanı ve hemşirelerin katılımı ile kısa sürede zenginleşmiş; klinik çalışmalar sürekli ve düzenli nitelik kazanmıştır. Bebek ruh sağlığı ekibinin ilk çalışmalarında Dr. Psk. Gülsen Erden, Uzm. Psk. Füsun Kurdoğlu, Uzm. Psk. Suna Polat yer almıştır. Çocuk kliniğinden Çocuk Gelişim ve Eğitimi Uzmanı Canan Gök ve Psk. Sabahat Taylan eğitimlere katılmıştır.

Bu gelişmelerin ardından, “Bebek Ruh Sağlığı Birimi” 1998 yılında Neşe Erol ve Runa Uslu’nın çalışmalarıyla ve Prof. Dr. Efser Kerimoğlu’nun desteğiyle Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı tarafından resmileşmiştir. Ekip; Prof. Dr. Melda Akçakın, Uzm. Psk. Başak Alpas, Uzm. Psk. Aynur Şahin Aközel, Uzm. Psk. Oya Özalp Kartal, Uzm. Psk. İrem Öker, Uzm. Psk. Belgin Üstün, Çocuk Gelişim ve Eğitimi Uzmanı Gönül Erdoğan, Hemşire Nuray Yıldırım ve Semiha Uyaroğlu ile Sosyal Hizmet Uzmanı Çiğdem Arıkan ile zenginleşmiş ve süreklilik sağlamıştır. Dr. Didem Öztop, Dr. Pınar Öner, Dr. Özgür Öner, Dr. Özlem Özcan, Dr. Savaş Yılmaz, Dr. Ayhan Bilgiç ve Serhat Türkoğlu asistanlık eğitimleri boyunca bebek ruh sağlığı alanında eğitim almış ve uygulamalara katılmışlardır. Doç. Dr. Birim Günay Kılıç ve Uzm. Dr. Kağan Gürkan ekip içinde aktif rol oynamaktadır. Halen 8 asistanımız ve rotasyon asistanları konuya yönelik eğitim almakta ve uygulamalara katılmaktadırlar. Bebek Ruh Sağlığı ekibi, Çocuk Ruh Sağlığıve Hastalıkları Anabilim Dalının etkinliği olup, 0-3 yaşlardaki bebeklerin sorunlarına yönelik tanı, tedavi ve danışma hizmeti vermektedir.

Birimimiz, ülkemizde bebek ruh sağlığı alanında multidisipliner ekip çalışmasının gerçekleştirildiği ilk ve tek birim olma özelliğini taşımaktadır.

Birimde eğitim ve araştırma etkinliklerine de yer verilmektedir. Ekip üyelerinin sürekli çabaları ile bebeklerin hem değerlendirme ve tanı araçları, hem de sağaltım yöntemleri, ayrıntılı ve standart duruma gelmiştir.

Bebek Ruh Sağlığı ekibi, haftada iki gün Otistik Çocuklar Merkezi ve Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim dalında uygulamalı ve kuramsal eğitim çalışmalarını yürütmek üzere toplanmaktadır.

Bebek Ruh Sağlığı Biriminin çeşitli işlevleri vardır:

I. Eğitim

Kuramsal ve Uygulamalı Eğitim:

1) Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalında çalışan asistan, rotasyon asistanı, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, hemşire ve çocuk gelişim uzmanlarının haftada 2 gün kuramsal ve uygulamalı eğitimi sağlanmaktadır.

2) Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Gelişimsel Pediatri bölümünden gelen 2 çocuk gelişim uzmanı,bir özel eğitimci ve asistanlarına kuramsal ve uygulamalı eğitim 1995 yılından bu yana düzenli olarak verilmektedir.

3) Ankara’da bulunan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu personeline 2 yıl kuramsal ve uygulamalı eğitim verilmiştir.

4) Çeşitli üniversitelerin Psikoloji yüksek lisans öğrencilerine Bebek Ruh Sağlığı alanında eğitimler verilmektedir.

5) Prof. Dr. Runa Uslu tarafından Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı Derneği bünyesinde kurulan Bebek Ruh Sağlığı Biriminde uzmanlara ve asistanlara kuramsal eğitimler verilmekte, kongrelerde paneller ve seminerler düzenlenmektedir.

6) Prof. Dr. Neşe Erol tarafından Türk Psikologlar Derneği bünyesinde kurulan Bebek Ruh Sağlığı komisyonunda genç psikologlar konuyla ilgili bilgilendirilmekte ve konunun önemi açısından farkındalıkları arttırılmaktadır.

II) Klinik Uygulamalar:

Ayaktan tedavi edilen ve izlenen bebekler ile ailelerine yönelik hizmet verilmektedir. Bebeklik ve erken çocukluk döneminde gelişimle ilgili sorunlarla Ankara ya da diğer illerden başvuran ailelere danışmanlık hizmeti sunulmaktadır. Erken destek ve tedavileri sağlanmakta ve çocuk ve aileler izlenmektedir. Bebek Ruh Sağlığı Birimine getirilen bebek ve küçük çocuklar.

“0-3 R, Bebeklik ve Erken Çocukluk Döneminde Ruh Sağlığı ve Gelişimsel Sorunların Tanı Sınıflaması – Gözden Geçirilmiş Biçimi” ne göre değerlendirilmektedir (Doğan ve ark., 2006). Birime getirilen bebekler aşağıda yer alan EKSEN 1 tanılarına göre ele alınmaktadırlar:

İlişki ve iletişim Kurma Bozuklukları

Örselenmeye Bağlı Zorlanma Bozuklukları

Yoksunluk/Kötü Davranılma Bozukluğu

Duygudurum Bozuklukları

Yitim, yas tepkileri

Kaygı Bozuklukları

Çökkünlük

Duygusal Anlatım Bozuklukları

Uyum Bozukluğu

Duyusal Yapılanmanın Ayarlanmasında Bozukluklar

Aşırı Duyarlılık Hipersensitivite

Az Duyarlı/Yetersiz Tepki Veren

Uyku Davranışı Bozukluğu, Uykuya Dalma Bozukluğu, Gece Uyanma Bozukluğu

Beslenme Bozukluğu

Çoğul Sistemli Gelişimsel Bozukluk

Eksen III de yer alan Tıbbi ve Gelişimsel Bozuklular ve Durumlar da sıklıkla kliniğimizde izlenmektedir.

III. Konsultasyon- Liyazon Çalışmaları:

Çocuk nörolojisi, gelişimsel pediatri ve sosyal pediatriden konsültasyon için gönderilen aile ve çocuklara hizmet sunulmaktadır.

Halen birimimizde yoğun klinik hizmet ve eğitim verilmekte, araştırma ve projeler yürütülmektedir. Farklı mesleki disiplinlerden gelen elemanların etkileşimi ile bebeklik ve erken çocukluk dönemlerine ilişkin bilgilerimiz her geçen gün zenginleşmektedir.

IV. Seminerler, Sempozyum ve Kongreler:

1)Aylık Seminerler:

Bebek Ruh Sağlığıyla ilgili farklı disiplinleri temsil eden konuk konuşmacılar ve farklı üniversitelerden gelen dinleyicilerin katılımıyla iki yıldan bu yana Bebek Ruh Sağlığı Derneği’yle işbirliği içinde ayda bir seminerler düzenlenmektedir.

2)Sempozyumlar:

i) İlk kez ülkemizde Prof. Dr. Mualla Öztürk anısına 1996 yılında “Bebek Ruh Sağlığı Sempozyumu” düzenlenmiş ve ülke içinden ve dışından (Prof. Dr. Charles Zeanah) konuya ilgi duyan bilim insanları bir çatı altında toplanarak bilgi alışverişinde bulunmuştur.

ii) Prof. Dr. Mualla Öztürk anısına 2004 yılında düzenlenen “Koruma Altındaki Çocuklar” sempozyumunda Prof. Dr. Charles Zeanah ve Paula Zeanah kurum bakımında yaşayan bebek ve küçük çocukların bağlanma süreci, bağlanma bozuklukları ve ruhsal sorunları ile ilgili araştırmalar sunmuş ve alternatif bakım modelleri üzerinde durmuşlardır (Zeanah, ve Zeanah, 2004).

iii) Prof. Dr. Mualla Öztürk anısına 2007 yılında düzenlenen “Koruyucu Aile, Evlat Edinme ve Ruh Sağlığı” sempozyumunda Prof.Dr. Kevin Browne konuk konuşmacı olarak davet edilmiştir. Dr Browne, “Çocuk İstismarı ve İhmalini Önleme Konusunda Dünya Sağlık Örgütü Tarafından Yürütülen Bilgilendirme ve Eğitim Paketi” ile “Çocukların Kurum Bakımından Alınması ve Hizmetlerin Dönüştürülmesine İlişkin Avrupa Birliği Daphne / Dünya Sağlık Örgütü Eğitim ve Bilgilendirme Paketi” konulu bildirileri sunmuştur (Browne, 2008a; Browne, 2008b)

Sempozyum ve seminerlerin amacı, bebek ruh sağlığı ve erken çocukluk dönemiyle ilgilenen birey ve kuruluşları bir çatı altında toplamak ve bebek ruh sağlığının yaygınlaştırılmasını sağlamaktır.

3)2008 Nisan –Mayıs tarihinde ise, İstanbul’da gerçekleştirilen Uluslararası Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Kongresinde (IACAPAP) Dünya Bebek Ruh Sağlığı Derneği başkanı Prof. Dr. Tuula Tamminen konuyla ilgili konferans vermiştir. Ayrıca konuyla ilgili çok sayıda araştırma sunulmuş, paneller ve çalışma grupları gerçekleştirilmiştir.

V. Araştırma ve Tez Çalışmaları

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD ve Bebek Ruh Sağlığı Biriminde ekip üyeleri tarafından çeşitli araştırmalar yapılmakta, projeler yürütülmektedir. Konuya ilişkin tez çalışmaları da etkinlikler içinde yer almaktadır (Öztop ve Uslu, 2007; Öztop, Özcan, Uslu ve Erol, 2007; Uslu, 2007; Uslu, Özalp, Bilgiç ve Erdoğan 2007; Uslu, 2008; Öztop, 2004; Bilgiç, 2007; Öztop, Uslu, Alpas, Erdoğan ve Şahin, 2004; Erol 2007 ; Erol, Erden, Akçakın, Alpas, Üstün ve Öker, 2007)

VI. Politika Yapıcıları ile Bebek Ruh Sağlığı Alanında gerçekleştirilen etkinlikler:

1)Türkiye Cumhuriyeti Ruh Sağlığı Politikasında gebe ve bebek ruh sağlığının yer alması sağlanmıştır.

2)1999 Marmara Depreminde Gebe Anneler ve Bebeklere yönelik Unicef ve Türk Psikologlar Derneği’yle işbirliği içinde çalışmalar yapılmış ve bebeklere ve gebe annelere yönelik broşürler hazırlanmıştır. TC. Sağlık Bakanlığı personeline eğitim verilmiştir.

VII. Uluslararası eğitim:

Ekibimizden Neşe Erol ve Runa Uslu, 25-29 Haziran 2004 yılında Tulane Üniversitesi’nde düzenlenen “TheWorking Model of the Child Interview” (Anababanın Çocuğa İlişkin Tasarımları Görüşmesi - AÇİT) eğitimini Charles H. Zeanah ve ekibinden almışlardır.

Kongre ve sempozyumlara davet edilen yabancı konuklarla (Charles Zeanah,Paula Zeanah, Kevin Browne, Brian Stafford, Tuula Tamminen, Miri Karen, Sam Tyano( IACAPAP) ile bilgiler güncelleştirilmiştir.

Ekibimizden Neşe Erol 1996 yılından bu yana, Runa Uslu, Melda Akçakın, Başak Alpas ve Kağan Gürkan daha sonraki yıllarda WAIMH‘e (World Association for Infant Mental Health) üye olmuşlardır. 1996’dan bu yana ekip üyelerimiz uluslarası çeşitli kongrelere, sempozyumlara katılmıştır.

VIII. Bebek Ruh Sağlığı Derneği’nin Kurulması (2005)

Birimin birikimleri, deneyimleri ile ekibin önceki çalışma ve deneyimleri sonunda bebeklik ve erken çocukluk döneminde ruh sağlığını ülkemizde yaygınlaştırabilmek, örgütlü ve sistematik biçimde geliştirebilmek ve eğitim verebilmek amacıyla 18 Nisan 2005 tarihinde Prof Dr.Neşe Erol’un (Ph.D)başkanlığında Prof. Dr. Runa Uslu ( M.D), Prof. Dr. Efser Kerimoğlu (MD), Prof. Dr. Melda Akçakın (Ph.D), Doç. Dr. Gülsen Erden (Ph.D),Uzman Psikolog Başak Alpas, Uzman Psikolog Füsun Kurdoğlu, Uzm Dr. Didem Öztop, Doç. Dr. Sibel B Kazak (Ph.D) tarafından Bebek Ruh Sağlığı Derneği (BERSAD) kurulmuştur. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı öncülüğünde psikolog ve çocuk psikiyatristleri tarafından kurulan dernek, bebeklere gönül veren ve onlarla çalışan farklı meslek elemanları ile kısa zamanda güçlenmiştir. Şu anda derneğin; çocuk gelişim uzmanları, hemşireler, sosyal hizmet uzmanları, çocuk hekimleri, odyolog ve konuşma bozuklukları uzmanları, psikolojik danışma ve rehberlik uzmanlarından oluşan 55 üyesi vardır. Üyelerimiz, Ankara, İstanbul, Elazığ, Kayseri, Samsun ve Şanlıurfa’da çalışmalarını sürdürmektedir.

Dernek, kurulduğundan bu yana bir yandan yoğun biçimde eğitime ağırlık verirken diğer yandan anne babalarından ayrı çocuk yuvalarında yaşamak durumunda olan bebek ve küçük çocukların gelişimsel gecikme, fiziksel gecikme, bağlılık gelişimi ve nöral atrofi açısından büyük risk altında olduğunun bilincinde olarak yuva ve yurtlarda çalışmalarını sürdürmektedir (Erol, 2004; Erol ve Şimşek, 2007; Erol ve Şimşek, 2008a ; Erol ve Şimşek, 2008b).

Dernek, Avrupa Birliğinin, Dünya Sağlık Örgütü ve Birmingham Üniversitesi ile 2002/2003 yılları arasında işbirliği içinde yürüttüğü ve Türkiye nin de içinde bulunduğu 33 ülkeyi kapsayan Daphne Programında “anne baba yerine geçebilecek süreklilik gösteren ve bire bir ilişkinin olmadığı ortamlarda bebeklerin ve küçük çocukların yaşadıkları İHMAL’in şiddet ile eşdeğer olduğu” konusundaki araştırmaları temel almakta ve çalışmalar yapmaktadır (Balbernie, 2001; Browne, 2002).

Dernek,“ 3 yaş ve altında olan HİÇBİR çocuk ona bire bir bakımveren kişi olmadan yuvada kalmamalıdır” görüşünden hareket etmektedir. Acil durumlarda 3 aydan fazla olmamak koşulu ile aile benzeri küçük evlerin kullanılabileceği üzerinde durmaktadır.

Bebek ruh sağlığı alanında kullanılan araçlar ve değerlendirme yöntemleri ile bilgi ve deneyimler arttıkça çocuğun gelişimini, uyumunu ve anne-çocuk ilişkisinin kalitesini artıracak uygun müdahaleler planlanabilecektir.

Ülke geneli düşünülecek olursa şimdilik bebek ruh sağlığı halen bebeklik dönemini yaşamaktadır. Bebeğimizin büyümesi en büyük dileğimizdir.

Dernek, 2009 yılının Ocak ayında Dünya Bebek Ruh Sağlığı Derneği’ne (World Association for Infant Mental Health) üye olarak amaçlarından birini daha gerçekleştirme aşamasındadır.


Tarih : 28 Mayıs 2009 Perşembe
Hit : 7071

Copyright © Bebek Ruhsağlığı Derneği                                                                                                Designed by EDR Ajans